RSS

Ağrı

29 Haz

Ağrı ile tanışmamış insan yoktur. Önemli olan,ağrının, insanı uyaran ve hastalıklara dikkat çeken bir tür alarm olduğunu bilmektir.

Neden şiddetli ağrı bayılmaya yol açar?

Beynin, bedenin içinden ya da dışından gelen ağrı uyarılarını alıp değerlendiren bölümleri, kan dolaşımını, kalp atımını ve kan damarlarının durumunu denetleyen bölümlerle yakından ilişkilidir. Hafif bir ağrı bile nabız sayısının ya da kan basıncının değişmesine neden olur. Şiddetli ağrı durumunda ise kan damarları genişler ve kan basıncı bilinç yitimine yol açacak kadar düşer. Bu süreç, şiddetli olan bütün olumsuz uyaranlar için aynıdır, ama bayılmaya neden olabilecek ağrının derecesi, kişiden kişiye değişir.

Akupunktur’un yalnızca psikolojik etkisinin olduğunu duydum, doğru mu?

Ağrı dindirme amacına yönelik bütün yöntemlerde ruhsal etken büyük önem taşır. Bunun nedeni, ağrının değerlendirilmesinde ruhsal durum ile kişilik yapısının oynadığı roldür. Ancak, akupunktur yöntemlerinin bazılarında fizyolojik bir mekanizmanın da harekete geçirildiği sanılmaktadır.

Bazı insanlar ağrıya, ötekilerden daha mı duyarlıdır?

Evet. Uyarıları “ağrı verici” olarak değerlendirme eşiği, hem psikolojik hem de fizyolojik nedenlerden ötürü, her insanda aynı değildir. Bu nedenle, aynı düzeydeki uyarıların doğurduğu ağrıları dindirmek için gerekli olan ağrı kesici miktarı da insandan insana değişir.

Kronik (uzun süren) ağrı insanı çıldırtabilir mi?

Kronik ağrı, akıl hastalığına yol açmasa da, depresyon gibi ciddi bunalımlara neden olabilir.Ağrının insanın yaşamını etkilemeye başladığı durumlarda genellikle kişilik değişimleri de görülmektedir.

Karısı doğum yapan bir koca doğum sancıları hissedebilir mi?

Hayır, ama karısına çok yakınsa, beyni bazı doğum sıkıntılarını “üretebilir”. Ancak bu, pek sık görülen bir durum değildir ve benzer duygulara sahip olmaması kocanın ilgisiz olduğunu göstermez.

İnsanın, sinirlerindeki bir hastalıktan dolayı bir bacağındaki ağrı duyusunu yitirmesi iyi değil midir?

Hayır. Bu durumda ağrının uyarıcı niteliği de yitirilmiş olacağından, bacaktaki rahatsızlıkların farkına varılmaz ve gerekli önlemler alınamaz. Ağrı, dokuların gördüğü zararları haber veren bir belirtidir.

Birbirlerinden çok uzakta olan ikizlerden biri yaralanınca, ötekinin de aynıağrıyı duyduğu iddiasında gerçek payı var mıdır?

Hayır. Böyle bir ağrının ne kuramsal bir açıklaması, ne de gerçek olduğunu gösteren bir kanıt vardır.

Yurtdışındayken televizyonda, bazı dinlere inananların, çıplak ayakla akkor haldeki kömürlerin üstünde yürüdükleri programlarda izlemiştim. Bu insanlar ağrı duymazlar mı?

Büyük bir olasılıkla o anda duymazlar. Durumları, savaşta yaralanan askerlerin ağrı duymamasına benzer. Eğer bilinç, “dinsel trans halindeyse ya da savaş heyecanı ve korkusu ile doluysa, ağrı, omuriliğe ulaşmasına karşın, bilinç alanına çıkmaz. Ayrıca böylesine inanmış kişiler üzerinde, duydukları ağrıyı dışa yansıtmamalarını sağlayan büyük bir kültürel baskının da rolü olabilir.

 
Yorum yapın

Yazan: Haziran 29, 2012 in Sağlık Genel

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: